Liberteryanizm Nedir?

Medeniyeti savunmak adına özgürlüğünden vazgeçmek isteyenler, savunduklarını iddia ettikleri mirası anlamıyorlar. Bu miras, bireyi özgürleştirmek ve devletin gücünü sınırlamak için yüzyıllarca süren bir mücadelenin birikimidir.

LİBERTERYANİZM NEDİR?

Özgürlük Teorisinin Temelleri

Özgürlük. Kolay bir düşüncedir, fakat değerler ve uygulamalar gibi geniş bir sistemi de ayakta tutar: Adalet, refah, sorumluluk, hoşgörü, işbirliği ve barışı içerisinde barındırır. Birçok insan özgürlüğün, kendiliğinden modern medeniyetin politik değerlerinin çekirdeği olduğuna, sosyal hayatın diğer tüm değerlerine öz ve form verdiğine inanıyor. Onlara liberteryan deniyor.

Özgürlük, yüzyıllar boyunca büyük gelişme kaydetti fakat yirminci yüzyılın ilk yarısında gerileme yaşadı. Bu, vahşet, savaş, baskı, soykırım, korumacılık, sosyalizm, faşizm – insanlığın, sınırsız devletin korkunç gücünü deneyimlediği zaman dilimiydi.

Fakat yüzyılın sonlarında mevsim tekrar dönmeye başladı. Faşizm askeri olarak yenildi. Sovyetler Birliği dağıldı. Ayrımcılık kaldırıldı. Gittikçe daha fazla ülke anayasa ile sınırlandırılmış hükümeti, serbest piyasaları, serbest ticareti, kişi haklarını ve hoşgörüyü benimsedi. Bağımsızlık Bildirgesinin vaatleri kadınlara, etnik ve dini azınlıklar ile eşcinsellere yönelik genişletildi. Birçok ülkede artan refah seviyesi - Kuzey Kore ve Tayvan’dan, Şili ve Meksika’ya- vatandaşların daha şeffaf ve demokratik politik sistemler talep etmelerini sağladı. Ve liberteryanizm, neredeyse dünyanın her ülkesinde özgürlüğü destekleyen taraflarla birlikte modern çağın merkezi bir politik ideolojisi olarak yeniden ortaya çıktı.

Ancak liberteryanlar gelecekle ilgili şikâyetlerini dile getiremediler, bunu göze alamadılar. Özgürlükle ilgili eski tehditler varlığını sürdürmekle beraber, yeni tehditler de ortaya çıkmıştı. Bağnaz teröristler özgür toplumlara savaş ilan ettiler: silahları ve bombalı saldırılarıyla dini empoze etmeye ve kadınları aşağılayıcı tahakküme boyun eğmeye zorladılar. Buna karşılık, daha özgür toplumların bazıları, uygarlığımızı ve mirasımızı savunmak adına özgürlüğü sınırlamayı önerdiler.

Medeniyeti savunmak adına özgürlüğünden vazgeçmek isteyenler, savunduklarını iddia ettikleri mirası anlamıyorlar. Bu miras, bireyi özgürleştirmek ve devletin gücünü sınırlamak için yüzyıllarca süren bir mücadelenin birikimidir. Modern dünyanın şafağında, John Locke ve Adam Smith gibi düşünürler monarşi, merkantilizm ve dini hoşgörüsüzlük rejimine meydan okudu. Ticaretin gelişmesiyle büyüme imkanı bulan orta sınıf, bireysel haklar talep ediyordu. Kuzey Amerika kolonilerinde Thomas Paine ve Thomas Jefferson gibi radikaller bir devrim yarattı ve dünyanın doğal insan haklarına dayanan ilk politik sistemini kurdu. Liberalizm (klasik) olarak bilinen bireysel özgürlük felsefeleri on dokuzuncu yüzyılda Avrupa'nın çoğunu sardı ve dünyanın diğer yerlerini etkiledi.

Yirminci yüzyılda eski rejim - tüm modern kisvelerinde - çarpıcı bir geri dönüş yaptı. Sol ve sağ devletçiler özgürlüğü iktidarla, hoşgörüyü cinayet ve etnik temizlikle, serbest piyasayı baskıyla değiştirdiler. Ancak bu hareket, İkinci Dünya savaşı ile zirveye ulaştı. Savaş sırasında ve sonrasında Rose Wilder Lane, Ayn Rand, F. A. Hayek, Ludwig von Mises, Milton Friedman ve diğer birçok yazar ve bilgin de dâhil olmak üzere küçük bir düşünür grubu klasik liberalizm geleneğini canlandırmaya başladı. Tahammülsüzlük ve savaş yerine, hoşgörü ve ticaret önerdiler. Amerika'da çoğu klasik liberal, liberteryan adını aldı.

Liberteryanizm, her bir insanın, hayatını istediği şekilde yaşama hakkına sahip olduğu sürece başkalarının haklarına saygı duyacağı inancıdır. Liberteryanlar her bireyin yaşam hakkını, özgürlüğünü ve mülkiyet hakkını savunurlar. Liberteryan görüşe göre, gönüllülük insan ilişkilerinin altın standardıdır. Bir şeyi yasaklamak için iyi bir neden yoksa (başkalarının haklarını ihlal etmesi iyi bir neden), buna izin verilmelidir. Katiller, hırsızlar, tecavüzcüler, insan kaçakçıları ve dolandırıcılar (bir tür hırsızlar) gibi kendilerince güç kullanan insanların önlenmesi veya cezalandırılması için zor kullanılmalıdır. Çoğu insan hayatını bu etik kurallara göre yaşar. Liberteryanlar, insanları haklarının ihlaline karşı korumak için sınırlandırılması gereken hükümetin eylemlerine bile bu kuralın tutarlı bir şekilde uygulanması gerektiğine inanıyor. Hükümetler güçlerini ifadeyi sansürlemek, gençleri askere almak, gönüllü ticareti yasaklamak, gelirlerine el koymak veya gelirlerini “yeniden dağıtmak” ve kendi işleriyle ilgilenen bireylerin hayatlarına müdahale etmek için kullanmamalıdır.

Liberteryan fikirler giderek daha etkili hale geliyor. Filozof Robert Nozick’in Anarşi, Devlet ve Ütopya’sı siyaset teorisini canlandırmaya yardımcı oldu ve devlet gücünün uygun sınırlarına dikkat çekti. Birçoğu Nobel ödülü kazanmış klasik liberal ekonomistler ve sosyal bilimciler, sosyal eşgüdüm ve değişim süreçlerinin anlaşılmasına öncülük etmişlerdir. Ve ekonomik serbestleşme, serbest ticaret, vergiler üzerindeki sınırlamalar, azınlıklara hoşgörü ve daha fazla kişisel özgürlük yönündeki geniş küresel eğilim, liberteryan fikirlerin, liberteryan düşünürlerin ve aktivistlerin etkisini göstermektedir.

Liberteryanizm modern düşüncedeki en heyecan verici gelişmelerden biridir. Liberteryan düşünürler zor problemleri ele alır; ahlaki ve gerçekçi çözümler üretir. Liberteryan aktivistler, özgürlüklerini düşmanlarına karşı savunmak ve bu lütufların dışında tutulanların özgürlüklerini arttırmak için çalışıyorlar. Bireyleri kurtarmaya ve açık, özgür, insancıl, müreffeh topluluklar yaratmaya çalışıyorlar.

İnsanlar özgür olmak için yeterince beklediler. 

 

Yazının Orijinaline Ulaşmak İçin: https://www.libertarianism.org/essays/what-is-libertarianism

Orijinalinden Çeviren: Barış YARDIMCI

Proje Koordinatörü

Özgürlük Araştırmaları Derneği