Türkiye'de Hukuk Devleti Raporu

Özgürlük Araştırmaları Derneği olarak 2020 yılının son aylarında başlattığımız Türkiye’de hukukun üstünlüğünün temellerini güçlendirmeyi amaçlayan “Çevrimiçi Hukuk Devleti Akademisi Projesi” kapsamında Doç. Dr. Ali Rıza Çoban tarafından hazırlanan “Türkiye’de Hukuk Devleti Raporu” yayınlandı.

Bu raporda, hukuk devleti ilke ve unsurlarına uyum bakımından Türkiye'nin güncel durumu ele alınmıştır. Öncelikle hukuk devletinin kavramsal çerçevesi ve tarihsel gelişimi ele alınmış, ardından da Venedik Komisyonu tarafından hazırlanan Hukuk Devleti Kontrol Listesi referansla Türkiye’nin durumu değerlendirilmiştir. 

İlgili raporda öne çıkan husular aşağıdaki gibidir.

  • Türkiye’deki kabileci kolektivist kültür, anayasacılık çerçevesinde oluşturulan formal denge ve denetleme mekanizmalarını işlevsizleştirmekte ve bir kimliğin kuvvetler ayrılığı görüntüsü altında tüm kurumları denetimi altına alarak kamu gücünün keyfi kullanımına kapı aralanmasına imkân tanımaktadır.
  • Cumhurbaşkanının tek başına yürütme organı haline geldiği ve siyasi parti üyesi hatta başkanı olmasına izin veren değişiklikten sonra AYM’nin 15 üyesinden 12’sinin Cumhurbaşkanı tarafından atanması, Cumhurbaşkanının aday gösteren kurumlar üzerindeki etkisiyle birlikte değerlendirildiğinde Mahkemenin bağımsızlığı ve tarafsızlığı üzerine gölge düşürmektedir.
  • OHAL döneminde ve sonrasında işlem yapan kamu görevlilerinin sorumsuzluğunu düzenleyen yasalar, idarenin işlemlerinin yargısal denetimini önemli ölçüde zayıflatmıştır. OHAL döneminde uygulanan tedbirlerin yargısal denetimine ilişkin öngörülen kısıtlamalar da idarenin yasallığı açısında ciddi bir sorun oluşturmaktadır.
  • Çeşitli kanunlarla İçişleri Bakanlığına tanınan yetkilerin kullanımında da ciddi bir denetim sorunu olduğu gözlenmektedir. İçişleri Bakanlığına tanınan seçilmiş belediye başkanlarını ve meclis üyelerini geçici olarak görevden alma yetkisinin kontrolsüz bir şekilde kullanıldığı görülmektedir.
  • Son yıllarda AİHM kararlarına uyma konusunda ciddi sıkıntılar yaşanmaktadır.
  • Cumhurbaşkanlığı kararnamelerinde ne yetkilendirme ne de onay bakımından yasama denetimi söz konusu değildir. Parlamento bir CBK’yı uygun bulmazsa ancak bu konuda bir kanun çıkararak CBK’yı yürürlükten kaldırabilir, ancak bunun uygulamada fiilen gerçekleşme ihtimali çok düşüktür.
  • Hükümet sistemi değişikliğine rağmen yasa önerilerinin çok büyük bir çoğunluğu yürütme tarafından hazırlanmakta, ancak iktidar partisi milletvekillerinin imzasıyla parlamentoya sunulmaktadır. Bu teklif görünümlü tasarıların parlamentoda görüşülmesi sırasında çoğunlukla teklif sahipleri önerilen teklifin içeriğine hâkim olmadığından gerçek bir müzakere gerçekleştirilememekte ve çoğunluk temsilcileri tekliflerin geldiği gibi komisyonlardan geçirilmesi yönünde katı bir tutum takınmaktadır.
  • Hiçbir kanun teklifi hakkında düzenleyici etki analizi yapılmamaktadır. 2006 yılında bu konuda yönetmeliğe hüküm konulmuş olmasına rağmen hiçbir şekilde uygulanmadığı görülmektedir.
  • Yaygın şekilde torba kanun uygulaması ile tek bir kanun ile pek çok farklı kanunda değişiklik yapılması dolayısıyla yapılan değişikliklerin takip edilmesi ve anlaşılmasında ciddi bir sıkıntı olduğunu ve bunun da kanunların erişilebilirliğini etkilediğini söylemek abartılı olmayacaktır.
  • Ceza Kanunlarının uygulanması özellikle terör kapsamında konusunda çok geniş yorumlanmakta ve bu bağlamda AİHM’in verdiği kararlar da ihlal edilmektedir.
  • Anayasada güvence altına alınmış olan cezanın geriye yürümezlik ilkesi ve masumiyet karinesi özellikle OHAL döneminde verilen kararlarla beraber ihlal edilmiştir.