Türkiye'de Medya ve İfade Özgürlüğü İçin Siyasa Önerileri

COMET: Türkiye’de Anlamlı İfade Olanakları Yaratmak (Creating Opportunities for Meaningful Expressions in Turkey) projesi, Türkiye’de ifade ve basın özgürlüğünün geliştirilmesi için siyasa önerileri sunmak amacıyla Uluslararası Cumhuriyetçiler Enstitüsünün (International Republican Institute, IRI) kolaylaştırıcılığıyla, Özgürlük Araştırmaları Derneği (ÖAD) tarafından yürütülmüştür.

Türkiye’de medya sahiplik yapısı medya kuruluşlarını ve dolayısıyla medya çalışanlarını siyasi etki altında bırakmaktadır. Medya kuruluşlarının kamu kaynaklarından bağımsız bir şekilde kendilerini finanse edebilecekleri rekabet koşulları bulunmamakta; medyaya verilen kamu kaynakları baskı ve kayırma aracı olarak kullanılmaktadır. Medya sektörü ve pazar payları ile ilgili veriler şeffaf ve kamuya açık değildir.

Basını düzenleyen, denetleyen ve kaynak sağlayan kurum ve kuruluşlar siyasi etkiye açıktır, bu durum gazetecilerin bağımsız ve tarafsız düzenleme, denetleme ve kaynak sağlama olanaklarından mahrum kalmasına, siyasi ve finansal bağımlılık ve baskıya karşı savunmasız kalmasına sebep olmuştur.

Yargı bağımsızlığının giderek zayıflaması sonucu ceza hukuku basına yönelik bir baskı aracına dönüşmüştür. Özellikle son beş yıl içinde gazetecilere yönelik soruşturma ve kovuşturmalarda ciddi bir artış yaşanmış, gazetecilerin muğlak terör suçlamalarıyla tutuklanması ve cezalandırılması rutin haline gelmiştir. Ayrıca, internet üzerinden yayın yapan kuruluşların erişime engellenmesi ve yasaklanması gibi açık sansür mekanizmaları sıkça uygulanmaya başlamıştır. Bu iklimin doğurduğu caydırıcılık, medyanın kamu gözetleyicisi işlevini yerine getirmesini olanaksızlaştırmıştır.

Basın iş kolunda çalışma şartlarının güvencesizliği, özlük haklarının yetersizliği ve bu özlük haklarına ulaşımdaki engeller (iş kolunda tam zamanlı çalışma şartı, sarı basın kartı dağıtımındaki adaletsizlikler, vb.), sendikalaşma önündeki engeller ve meslek örgütlerinin zayıflığı sonucu, finansal ve siyasi olarak bağımlı olan medya kurumlarında çalışan gazeteciler mesleklerini bağımsız olarak yerine getirmekte güçlük çekmekte, bu durum gazetecilerin mesleki olarak gazetecilik icra etmesini zorlaştırmakta, hayat şartlarını olumsuz yönde etkilemektedir.

Son yıllarda şiddetlenen siyasi kutuplaşma sonucunda medya alanında akreditasyon uygulamaları yoğunlaşmış, kamu kurumları, bürokratlar, yetkililer ve siyasiler tarafından medya kurumları ve gazetecilere ambargo uygulanmaya başlanmış, bu pratikler, gazetecilerin haber kaynağına erişiminde adaletsizlik ve taraflılık yaratarak tarafsız haber yapma imkanını ciddi şekilde kısıtlamıştır.

İnternet medyasının Basın İş Kanunu’na tabi olmaması bu alanda çalışan gazetecilerin hem basın çalışanı olmanın getirebileceği ayrıcalık ve özlük haklarına erişimini engellemekte, hem de haber kaynağına erişimlerinde sorun yaşamalarına sebep olmaktadır. Bu durum, internet gazeteciliği ve sosyal medya üzerinden habercilik yapan mecraların bir kısmını, haber kaynağı kontrolü ve haber teyidi alışkanlığının olmadığı, siyasi iktidar tarafından uygulanan sansür dışında hiçbir denetlemeye tabi olmayan dezenformasyon ve siyasi tarafgirlik yapan mecralar haline getirmektedir. Ayrıca, yeni medya olanaklarının bağımsız ve tarafsız düzenleme ve savunma olanaklarından mahrumluğu, online habercilik yapan mecraları erişim engelllenmesi gibi açık sansür mekanizmalarına açık hale getirmiştir.